Vicdan

Vicdan
isim, (vicda:nı), Arapça vicdān
Kişiyi kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerine dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan güç:
      “Tüm insanlar dünyaya, kafa ve yüreklerinde bir iç mahkeme ile gelirler. Bunun adına vicdan denir.” – Aydın Boysan

Türk Dil Kurumu Sözlük

Aslında seçim, politika, siyaset sevmem. Ama bu önümüzdeki seçim benim için gerçekten bir kırılma noktası. Gerginim. Açıkçası daha önceki son bir iki seçimde bir değişim beklentim kalmamıştı. Bunu kabullenmiştim sanki artık. Sonuçları hafif bir umut ile ‘belki’ diyerek beklemiş, çıkan sonuçları şaibe, oy çalma vs. spekülasyonları olsa da kabullenmek zorunda kalmıştım.

Ama şu son birkaç sene yaşananlardan sonra artık bu işin particiliği, milliyetçiliği, dinciliği, ekonomik istikrarcılığı kalmadı bana göre. Geçen seneki orman yangınlarındaki tavırlar, bu seneki depremden sonra yaşananlar, yaşatılanlar, kadınların başına gelenler, çocuklara yapılan tacizler, bunlara sessiz kalınması… Bunları duymayan, bilmeyen kalmışsa artık bu kişinin bir senedir dağ başında inzivada olması lazım.

Bütün bu olaylara karşın vicdanen gönül rahatlığı ile oy verenlerin (özellikle de kadınların) sonucunda halen çoğunluk kararı aynı kalmak çıkarsa ülkemdeki insanların vicdanı kalmamış demek olacak benim için. Bu da çok ağır.

Bir seçime bu kadar büyük bir anlam yüklemek doğru mu? Bu seçim için doğru. En azından benim hissiyatım bu. Yoruldum. Kötülüğün kazanmasını istemiyorum. Umutsuzluğun, karanlığın bitmesini istiyorum. Artık dinci diye dinsiz diye ayrımcılık yapılmasını, o da yetmedi mezhebi farklı diye ayrımcılık yapılmasını, etnik kökeni şu veya bu diye ayrımcılık yapılmasını, gönül ilişkisinde tercihleri şu veya bu diye ayrımcılık yapılmasını istemiyorum. Televizyonda film, dizi seyrederken sansürcülük yapılmasını istemiyorum. Bir yere fikrimi yazarken, bir yerde o an aklımdan geçeni söylerken, acaba ceza yer miyim diye artık çekinmek istemiyorum.

Ayrımcılık yapılsın ama; Kendisini artık istemiyor diye karısını, sevgilisini kesen-biçen öldürenlere, hayvanları acımasızca katledenlere, küçücük çocuklara el uzatan sapkınlara, dini kutsal kitaplarından daha çok bildiğini iddia edip insanların duygularını ve paralarını sömüren sahtekar dini liderlere, bunlara göz yumanlara ayrımcılık yapılsın. Ormanları, denizleri, dereleri, doğanın her bir köşesini kendi kalpleri gibi pislik içinde tarumar etmeyi kendilerine hak görenlere ayrımcılık yapılsın.

Şu her iktidar değişiminde rüzgargülü gibi değişen gazetecilere, habercilere ayrımcılık yapılsın. Bunda haksızlık yaptıklarım olacaktır, ama kimlerin olduğu belli aslında. 90’larda gazete okurken gördüğüm, marjinal insanlarla sohbetler yazıp, kendi ‘güya olağandan farklı’ alışkanlıklarını övüp, anlatan ama sonra değişim rüzgarı ile suya sabuna dokunmadan kimisi çaktırarak, kimisi çaktırmadan değişim geçirenler çok belli.

Evet… Bu kadar olana rağmen hala bir değişiklik olmazsa çoğunluğun vicdanı kalmamış demek olacak benim için. Bu kadar çok kötü insanın olduğu bir yerde yaşamak istediğimi sanmıyorum. Ama ne yaparım bilmiyorum da.

Bu da bayram öncesi bunalım atma yazısı olsun bakalım.

© Site içerisinde yazıların tüm hakkı saklıdır.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s